A n a y a s a m ı z D i y o r K i ;

1. Madde
Devletin Şekli
Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir

2. Madde
Cumhuriyetin Nitelikleri
Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan,demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

3. Madde
Devletin Bütünlüğü, Resmi Dili, Bayrağı, Milli Marşı ve Başkenti
Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

Milli marşı "İstiklal Marşı" dır.

Başkenti Ankara'dır.

4. Madde
Değiştirilemeyecek Hükümler
Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

“b l o G a s t e s i” i l k e l e r i


►Türk olmaktan gurur duyar. Türklük ona batmaz. İçinde Türk sözcüğü geçen ibarelerden midesi bulanmaz ... vs


►Türkiye' de ve Dünya' da yaşayan her türlü ırka ve etnik azınlıklara saygı duyar. Sonuçta kimse doğmadan önce anne ve babasının kimliğini tayin edemez der.


►Atatürk İlke ve İnkilaplarına sonuna kadar bağlıdır. Yani; Cumhuriyetçidir, Milliyetçidir, Laiktir, Devrimcidir, Devletçidir, Halkçıdır.


►Asla ve asla Irkçı değildir. Ancak Milliyetçiliğe Kafa Tasçılık diyenlerden de hiç hoşlanmaz. Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk gibi Türk Milliyetçisi olmaktan gurur duyar.


►Liboşlardan, İşbirlikçilerden, Soros Fonları ile aydıncılık oynayanlardan, Emperyalistlerden, Bölücülerden, Özgürlük ve Demokra(aaaa çok uzun bu kısım)aaasssiiii çığırtkanlarından nefret eder.


►Yazarlarının bireysel görüşleri sağ ve sol gibi farklılıklar taşımasına rağmen bloGastesi ortak bir mecra olduğu için sağ-sol ayrımı yapmaz ve bu ülke için temiz, saf ve onurlu mücadele sürecek her fikri kapsar.


►Her bireyin dini inancına(inançsızlığına) saygı duyar. Din ile ilgili konuların ne siyaset ne de günlük yaşantıdaki herhangi bir şeye alet edilmemesi gerektiğini savunur. Allah ile aldatmayın der.


►Takım tutar gibi siyasi parti tutmaz. Ülkenin o ankı içinde bulunduğu şartları göz önüne alarak görüşlerine ve duruma en uygun olan siyasi partinin desteklenmesini fikrini savunur.


►Oy kullanmadan siyasi ahkam kesenlere hooooppp dur orda daha oy kullanarak birey olmanın en mühim şartını yerine getirmemişsin ahkam kesmeyi bırak sus otur der.


►En önemlisi de demokratik birey olmayı ve siyasete dahil olmayı sadece oy kullanmaktan ibaret olduğunu sanan, 4-5 yılda bir sadece oy kullanıp sonra etliğe sütlüğe karışmayan "koyun" diye tabir ettiğimiz zümreye biraz siyaset yap sessiz kalma, herşeyi kabullenme, fikrini belirt ... vs der.


“b l o G a s t e s i” Y a z ı l a r ı

08 Şubat 2009 Pazar

5 Genelkurmay Başkanı Niçin Ergenekonla Suçlanıyor?

Alıntıdır.

Her şey 1991 yılı başında ABD'nin Körfez saldırısı ile başladı. ABD, Bağdat'a yürümedi, Irak'ın kuzeyinde bir kürt isyanı kışkırttı. Arkasından, Irak Ordusunun 36. enlemin kuzeyine geçmesini önleyerek buradaki kürt oluşumunu güvence altına aldı.
ABD'nin plânı şuydu: Önce Kuzey Irak'ta bir Kukla kürt Devleti kurmak ve sağlamlaştırmak, sonra Irak'ı tümüyle işgal etmek. Kukla Devleti Türkiye' nin güneydoğusu, Suriye'nin doğusu ve İran'ın batısından koparacağı parçalarla birleştirerek Büyük Kürdistan'ı, yani İkinci İsrail'i kurmak.

Yani: Büyük Ortadoğu Projesi (Tayyip ve Gül'ün eşbaşkanları olduğu proje; Buş'un deyimiyle "Haçlı Seferi") Türkiye'deki bütün hükümetler, İncirlik'e yerleşen Çekiç Güç'ün görev süresini uzatarak ABD'nin Kuzey Irak'taki kürt oluşumunu desteklemesine yardımcı oldular. ("ABD Ordusu ile mükemmel işbirliği"!!!) İşte Türk Ordusu bu süreçte Kuzey Irak'taki oluşum üzerinden Türkiye' nin bölünmesi tehlikesini ve tehdidini algılayınca, ABD ile cephe cepheye geldiğini anladı.

İLK OLAY: TORUMTAY'IN İSTİFASI

Özal'ın kuzeyden Irak'a girme emrini uygulamamak için Genelkurmay Başkanı Org. Necip Torumtay istifa etti. Böylece, Türk Ordusu, Amerikancı planlarda rol almayacağının ve direneceğinin ilk işaretini vermiş oldu. O andan itibaren Türk Ordusuna karşı Ergenekon tertibi planlanmaya başlandı. 5 Genelkurmay Başkanı niçin Ergenekonla suçlanıyor? 
Amerikan plânlarına engel olan komutanlar, Ergenekon çeteciliği ile suçlanacaktı.

ÖZEL HARP DAİRESİ SORGULANIYOR 

Sovyet tehdidine karşı kurulmuş olan Özel Harp Dairesi ABD güdümünde idi, ama Sovyetler yıkıldığı için oradan gelen tehlike ortadan kalkmıştı. Şimdi ise tehdit, Kuzey Irak'taki ABD varlığından geliyordu. Dolayısıyla, ABD güdümünde olan Özel Harp Dairesi, ABD'den gelen bir tehdide karşı durmak için kullanılamazdı. Geçmişteki Kontrgerilla eleştirileri de Ordu'da rahatsızlık yaratmıştı. 

Genelkurmay Başkanı Org. Doğan Güreş, Özel Harp Dairesi'ni yeniden örgütleme ve adını Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) olarak değiştirme çözümünü uyguladı. Yıl 1991. ÖKK'nın bölücü terörü hedef alması ve Kuzey Irak'taki Kukla Devlete karşı tavır alması, ABD denetiminden kurtulma sürecinin başlangıcıydı.

Tugay düzeyindeki birlik, tümen düzeyine çıkarıldı. ÖKK, Kuzey Irak'ta ABD ile karşı karşıya geldi ve ABD tehdidine karşı uyanışın öncüsü oldu. 

Ankara'da ÖKK için yeni bir yerleşim yerinde yönetim ve eğitim tesisi yapımına başlandı. ABD bundan son derece rahatsız oldu, ajanları vasıtasıyla Askeri Savcılığa ÖKK tesis inşaatında yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla dava açtırdı ve ÖKK'nın yapılandırılmasını uzun süre felce uğrattı.

ORG. EŞREF BİTLİS' İN ŞEHİT EDİLMESİ 

ABD'nin Kuzey Irak'taki Kukla Devleti pekiştirme planlarını bozan bir planı uygulamakta olan Org. Bitlis, Amerikan Çekiç Güç Helikopterlerinin PKK'ye silah ve malzeme attığını saptadı ve raporlarında bunu belirtti. Orgeneral Eşref Bitlis Jandarma Genel Komutanı olarak, Amerika'nın; Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ve güvenliğini hedef aldığını gördüğü, bu tehlikeyi önlemek için tedbirler aldığı ve ülke savunmasına yönelik bir strateji geliştirdiği için Amerika tarafından hedefe konuldu. 

Org. Bitlis, helikopterle Kuzey Irak'a giderken, bu seyahat Amerika'ya haber verilmiş olduğu halde, iki Amerikan jeti yakın uçuş yaparak saldıkları yoğun egzost gazı ile helikoperi oksijensiz bırakıp motorunu durdurarak düşürme denemesi yapmışlarsa da, usta pilotumuz ani dalış manevrası ile bu suikasti boşa çıkarmıştı. Bu suikasttan hemen sonra Amerikalılara saldırdıkları helikopterde Orgeneralimiz olduğu tekrar bildirilmesine rağmen iki Amerikan jeti saldırıyı tekrarlamışlar fakat usta pilotumuz olaya tekrar hakim olabilmişti.

İkinci teşebbüs başarılı oldu. CIA tarihinin en önemli suikasti 17 Şubat 1993 günü gerçekleşti. Uçağına yapılan sabotaj sonucunda Org. Bitlis şehit edildi.

ÇELİK HAREKÂTI

Ağustos 1994'de Genelkurmay Başkanı olan Org. İsmail Hakkı Karadayı döneminde Eşref Bitlis Planı uygulandı, Kuzey Irak'a Çelik Harekatı yapıldı. 35 bin Mehmetçik Mart 1995'de Kuzey Irak'a girdi. Kuzey Irak'a giren ordumuz, ABD'nin egemenlik alanına girmiş oldu. Çünkü o bölge ABD ordusunun işgali altındaydı. 

ABD'nin Foreign Affairs, Foreign Reports, Mediterranean Quarterly ve Joint Forces Quarterly gibi yarı resmi organları. "Türk komutanları hizadan çıktı" - "Türk Ordusu ABD-Türkiye ilişkilerini bozuyor" gibi görüşlere yer vermeye başladılar. 

GAZİ OLAYLARI 

Çelik Harekâtı öncesinde CIA'nın Moskova İstasyon Şefi, CNN televizyonundan, "Türkiye'nin karışacağını", daha doğrusu Amerika'nın Türkiye'yi karıştıracağını tüm dünyaya şöyle ilân etti:

"Önümüzdeki dönemde dünyanın en çok karışacak ülkesi Türkiye'dir... Şu anda Türkiye, gizli servislerin gündeminde ilk sıraya yerleşmiştir."
Gazi Mahallesi tertibinden birkaç gün önce de, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Holbruk (Holbrooke), Türkiye'nin Kuzey Irak sınırında yaptığı yığınağa dur demek için tertip yapacaklarını şöyle ilan etti:

"Kuzey Irak sınırına asker yığıyorsunuz. Önümüzdeki günlerde terör olaylarının artma ihtimali var. Oraya yapacağınız bir harekât’ta dikkatli olmanızı tavsiye ederim"

CIA Şefinin ve Holbruk'un haber verdiği gibi, 12 Mart 1995 gecesi İstanbul'da Gazi Mahallesi tertibi düzenlendi. Ancak Türk Ordusu bu tehdidi önemsemedi ve Çelik Harekâtı yapıldı.

KONTRGERİLLA (GLADYO) POLİS İÇİNE KAYDIRILIYOR 

NATO tarafından NATO üyesi ülkelerde o ülkeleri komünizmden korumak için kurulan Kontrgerilla (diğer adları Gladyo ve SüperNATO) örgütleri, İtalyan Savcının tesbit ettiği gibi, esasında CIA tarafından yönetiliyordu ve esas görevleri bu ülkelerdeki hükümetlerin ABD kontrolünden çıkmalarını önlemekti. Türkiye'de Özel Harp Dairesi işte bu kontrgerilla ile irtibatlı idi ama artık Sovyetler yıkıldığı için komünizm tehdidi kalmamış, aksine tehdit Kuzey Irak'taki ABD varlığından gelmeye başlamıştı. Dolayısıyla, ABD güdümünde olan Özel Harp Dairesi, ABD'den gelen bir tehdide karşı durmak için kullanılamazdı. Bu açmazdan kurtulmak için 1991 yılında Özel Harp Dairesi'nin Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK)' na dönüştürülmesi aslında bir millileştirmeydi. ABD bu kuruluştan dışlanıyor ve kuruluş, hedefini komünizme karşı mücadele yerine Kuzey Irak'tan yöneltilen tehdide karşı mücadele olarak belirliyordu.

Bunun üzerine, ABD, "Kontrgerilla yapılanmasında Türk ordusunun yerine polisi koyabilir miyiz" denemesine girişti ve Türkiye' deki operasyon merkezini polisin içine kaydırdı. 1973'den beri İçişleri Bakanlığı içinde örgütlenen "İslâmcı Cunta", artık "Fethullahçı Gladyo" olarak Kontrgerilla içinde ordudan boşalan yeri alıyordu. Fethullahçı Gladyo’nun ilk büyük tertibi, işte bu 1995 Gazi Olaylarıdır. 

1996 EYLÜL HAREKÂTI 

ABD ordusu, özellikle Çekiç Güç, Irak'ın kuzeyinde 7,500 "CIA peşmergesi"nden oluşan bir askeri güç örgütlemişti. Eylül 1996'da, Eşref Bitlis Plânı gereğince, Barzani, Türk Genelkurmayının yönlendirmesi ile Saddam yönetimi ile işbirliği yaparak CIA peşmergelerini dağıttı. 200'e yakın ölü veren CIA peşmergeleri, ABD tarafından Guam Adası'na taşındı. ABD kaynakları, bu harekâtı "ABD' nin Vietnam'dan sonraki en büyük yenilgisi" olarak değerlendirdiler. 

Bu harekâttan 20 gün önce, bir Tuğgeneral, iki Albayın önünde, Aydınlık Dergisi'ne bir demeç vererek, Eşref Bitlis'in uçağının ABD'ye bağlı "Çiller Özel Örgütü"ndeki Gladyo görevlilerinin düşürdüğünü açıkladı. Aydınlık, 25 Ağustos 1996 günkü sayısında bu haberi yayımladı. 
Türk Ordusu, Çelik Harekâtı'nı Başbakan Çiller'e haber vermeden gerçekleştirmişti. Çünkü ABD vatandaşı Çiller'in ABD'ye örgütsel bağlılığı İşçi Partisi tarafından açıklanmıştı ve TSK tarafından biliniyordu. 

Devam edecek...

28 ŞUBAT 

28 Şubat harekâtı’nın en önemli başarısı, Fethullah Hoca'ya indirdiği darbe oldu. Fethullah Hoca kaçıp ABD'ye yerleşti. Mayıs 1977 YAŞ toplantısında 160 subayın irtica bağlantısı nedeniyle ordudan atılması başbakan Erbakan' a dayatıldı. Bu uygulama, ordu içindeki Gladyo'yu, yani ABD görevlilerini temizlemek anlamına geliyordu. Çünkü artık Kontrgerilla, Fethullahçı Gladyo idi. 28 Şubat kadrosu içinde ABD' nin Truva Atı olan Çevik Bir de, 1998 sonrasında tasfiye edildi.

Bu sayede Haçlı İrtica, 2002 yılı sonuna kadar iktidara el koyamadı.

KONTRGERİLLA, GENELKURMAY KARARGÂHI’ NDAN ÇIKARILDI 

1994–1998 arasında Genelkurmay Başkanı olan Org. Karadayı, ABD ve NATO yuvalanmasını, yani Kontrgerillayı Genelkurmay Karargâhından çıkardı. 

Özel Kuvvetler'in milli amaçlar için kullanılmasına yönelik önlemleri geliştirdi. Özel Harp subaylarımızın Çin'in Uygur bölgesinde ve Çeçenistan'da kullanılmasına engel oldu.

ABD ORDUSU TÜRKİYE'Yİ İŞGAL TATBİKATI YAPIYOR: MILLENIUM CHALLENGE 2002

1998 yılında Genelkurmay Başkanı olan Org. Kıvrıkoğlu, ABD'nin bölge ülkeleri için tehdit oluşturduğunu açık bir dille belirtti. Kıvrıkoğlu, Vaşington ziyaretini iptal etti ve NATO döneminde ABD'yi ziyaret etmeyen ilk Genelkurmay Başkanı olarak tarihe geçti. Kıvrıkoğlu, "28 Şubat'ı BİN YILLIK MÜCADELE AZMİYLE sürdürmeye kararlıyız" dedi. Yani ABD tehdidine karşı bin yıl da sürse direnilecekti. Mesajı alan ABD, aynı kelimeleri kullanarak cevap verdi: BİN YILIN MEYDAN OKUMASI: MILLENIUM CHALLENGE 2002

Ve bu isim altında 24 Temmuz 2002'de Nevada Çölü'nde Türkiye'yi işgal tatbikatı yaptı. Bu, ABD tarihinin en büyük askeri tatbikatı idi. ABD'nin en önemli yarı resmi ajansı ASSOCIATED PRESS, tatbikatın Türkiye'yi işgal senaryosu üzerine kurulu olduğunu yazdı.
Deprem (bir karışıklık kastediliyor) sonrası ordu yönetime el koyuyordu. Bunun üzerine ABD Deniz Kuvvetleri ülkenin güneyindeki adayı (Kıbrıs) kuşatıyor ve 96 saat içinde hedef ülkeyi işgal ediyordu.

Türk ordusunun saldırıya karşı hazırlanma müddeti olan 96 saat seçilerek, hedef ülkenin Türkiye olduğu adeta gözlere batırılıyordu 

ABDULLAH GÜL, AMERİKA İLE GİZLİ HİZMET SÖZLEŞMESİ YAPIYOR 

Dışişleri Bakanlığı Koltuğunu işgal eden A. Gül, 2 Nisan 2003 günü ABD Dışişleri Bakanı Powell ile Ankara'da 2 sayfa 9 maddelik bir gizli anlaşma yaptığını itiraf etti, haber Vatan Gazetesi'nde yayımlandı. 
Bu haberde Gül, anlaşma içeriğini açıklayamayacağını, gizli olduğunu söyledi. 13 Temmuz 2003 günü, Doğu Perinçek, bu gizli anlaşmanın maddelerini açıkladı. Birinci madde: "Türk askeri ve Özel Kuvvetler 4 ay içinde aşamalı olarak Kuzey Irak'tan çekilecek" şeklindeydi. 

ÇUVAL OLAYI 

A. Gül'ün yaptığı bu gizli anlaşmadan 3 ay sonra, ABD ordusu, Türk askerinin başına çuval geçirdi. Çuval geçirme eylemi, gizli anlaşmanın uygulanması için bir ihtardı. Tayyip' in " Müzik notası " vecizesi, anlaşmanın uygulanması gerektiğine ilişkin orduya yönelik bir açıklamaydı. 
"Biz anlaşma yaptık, Kuzey Irak'tan çık artık" diyordu Tayyip Türk Ordusuna. 
ABD Savunma Bakanı Rumsfeld' in, Çuval Olayından sonra, Başbakanlık koltuğunu işgal eden Tayyip'e gönderdiği mektupta şöyle deniyordu: 
"TSK (ÖKK kastediliyor) Kuzey Irak'ta sizin bilginiz haricinde eylemler yapmaktadır"
Rumsfeld, çuvalı Tayyip'in değil, Türk Ordusunun başına geçirdiklerini böyle veciz bir şekilde anlatmış oluyordu. Milli devlet ve Kemalizm karşıtı pervasız açıklamalar yapan, "Milli Egemenlik ve Milli Güvenlik kavramlarının artık geçersiz olduğu" açıklamaları yaparak Orduyu zehirleyen Org. Hilmi Özkök, böylece, tarihe "başına çuval geçirilen komutan" olarak kaydedildi. Ve böylece, Ergenekoncu olarak suçlanmaktan kurtuldu.

ERGENEKON TERTİBİ AÇIĞA ÇIKIYOR

Başına çuval geçirilmesine ve Kuzey Irak'tan çıkarılmasına rağmen akıllanmayarak sınır ötesi harekatta ısrar eden Türk Ordusu'na karşı, Org. Torumtay zamanından beri hazırlanagelmekte olan tertip artık açığa çıkarılmalıydı. ABD'ye direnen 5 Genelkurmay Başkanı ve milli kuvvetler "Ergenekon çetesi" olarak suçlanacaktı. 

Suçlama belgeleri esasında çoktan hazırdı, ama Org. Özkök "Ergenekoncu" olmadığından onun görev süresince tertip uykuya yatırılmıştı. 

Hatırlayalım:
(Fehmi Koru, "Taha Kıvanç" imzasıyla, Yeni Şafak gazetesinde yayımlanan 30 Nisan 2001 ve 1 Mayıs 2001 tarihli yazılarında "Yeniden kurulsun diye hakkında rapor hazırlanan Ergenekon, çok kapsamlı, bir partiyle irtibatı bulunmayan, 'devleti yapılandırma' amaçlı bir örgüt" demektedir. Koru yazısında, 24 sayfa olduğunu söylediği bu dokümanın sonunda yazanın adının bulunduğunu da belirtmekteydi.)

Tertibin uykudan uyandırılmasının ilk işareti Org. Büyükanıt'a karşı Şemdinli tertibi idi. O tertipte Org. Büyükanıt çete kurmakla suçlanmış ancak tertip bozguna uğramıştı. 

Şimdi daha büyük ve kapsamlı bir tertip yapılmalıydı. İşte o tertip, günümüzde devam eden Ergenekon / Agarta Davasıdır.

ABD'nin hazırladığı sivil darbe ile iktidara gelen AKP, Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında ABD'ye sorunsuz olarak eşbaşkanlık yapabilmek için, başta ABD'ye direnen Türk Ordusu olmak üzere milli kuvvetleri safdışı etmeliydi. Plâna göre, bu dava sürecinde komutanlar yıldırılacak ve 1991 öncesinde olduğu gibi ABD ile uyumlu olarak görev yapmaları sağlanacaktı. 

Yani, AB kriteri olarak dayatıldığı gibi, ordu "sivil otoriteye" tabi olacak, kendisine Atatürk tarafından verilmiş olan "ulusal bütünlüğü ve laik cumhuriyeti koruma" görevini unutacaktı.
________________________________________________________

Not:
"AKP sivil darbe ile değil, seçimle geldi" itirazı yapacak olanlara bir açıklama:
1 - CIA'nın yan kuruluşu Rand Corporation'un yayın organlarında ve ABD strateji merkezlerinin hazırladıkları raporlarda; mealen şöyle deniyordu:
"ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye'yi kontrol edemez, Fazilet Partisi'nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip Erdoğan'ın Başbakan, Abdullah Gül'ün de Dışişleri Bakanı olması halinde ABD Türkiye'yi kontrol altında tutmaya devam edebilir."

2 - Bu raporları okuyan İşçi Partisi ve Aydınlık Dergisi, halkımıza bu plânı haber verdi. (Muhakkak ki diğer partiler de bu yayınları okumuşlardı, ama onların halkımızı bilinçlendirmek gibi bir sorunları yoktu) 

3 - Aydınlık Dergisi 20 Ekim 1996 tarihli sayısında kapaktan haberi verdi:
"Merak edilen gizli mesajı açıklıyoruz: Abramowitz, Tayyip'i Erbakan'ın yerine hazırlıyor."
Yani, AKP'nin iktidara geldiği 3. Kasım. 2002 seçimlerinden 6 yıl önce, Aydınlık Dergisi ve İşçi Partisi, Amerika'nın bu seçimi yaptığını halkımıza duyurdu. 

4 - Cumhuriyet Gazetesi 16 Şubat 1997
Leyla Tavşanoğlu'nun İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile söyleşisi:
Perinçek: "ABD, Tayyip Erdoğan'ı Başbakan, Abdullah Gül'ü de Dışişleri Bakanı yapacak. CIA'nın yan kuruluşlarından Rand Corporation'un yayın organında da bu yazıldı."
Yani, AKP'nin iktidara geldiği 3. Kasım. 2002 seçimlerinden 5 yıl 8 ay önce, Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi kanalıyla da, bu gerçeği halkımıza duyurdu

5 - Görülüyor ki, ABD seçmiş, hazırlamış, önümüze koymuş, seçtirmiş. Şimdi kim "Bunları ben seçtim" diyebilir?
Menderes'in "Odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm" sözlerini ABD iyice not etmiş olmalı ki, istediğini elhak seçtiriyor.

Timur Eren 
12 Ocak 2009


_____________________Devamını Okumak İçin Tıklayınız!_____________________ Ma.gnolia DiggIt! Del.icio.us Blinklist Yahoo Furl Technorati Spurl Reddit Google

Read more...

27 Ocak 2009 Salı

Hasarsız Aşk Yoktur !


Seni sevdiğimi kimse bilmemeli benden ve Tanrı'dan başka. Şifre koymalıyım bu aşka. Anlamamalı kimseler. Bilmemeli. Hatta sen bile bilmemelisin.

Örneğin gözlerin..Nasıl gizlenmeli onlar? Bakışlarını kalbime gömsem işe yarar mı?
Sonra saçlarını tarif etsem bir şekilde ama kimse anlamasa senin saçların olduğunu. Sarılardan bir sarı desem. Ama sarıların en güzeli olsa o. Daha önce görmediğim ve de görebileceğimi sanmadığım.

Aynı boyda olduğumuz da saklı kalmalı. Boyunun boyuma, huyunun huyuma olduğu bende kalmalı sevdiceğim. Yan yana görmek isterdim bizi. Tahmin ettiğim gibi yakışıyor muyuz? Öyle olmalı ya; çünkü senin yanına ne olsa yakışır. Bir çifti güzel kılan sensin. Sen bir yapbozun eksik ama en değerli parçasısın. Sen bir midye kabuğunun içinden çıkan inci olmalısın. Güzel, nadide ve ışıl ışıl...

Ya anlarsa birileri?
Ya çok sevdiğim anlaşılırsa?
Sen her yanıma gelişinde, ki kokun on dakika önce geliyor, kalbimin sesini duyacaksın diye korktuğumu öğrenirlerse?

Bilmiyorum nur tanem. Bu kez inan ki bilmiyorum neler olup bittiğini. Tek istediğim yüreğimde saklı kalman. Ama o yüreğim de senin yüreğine muhtaç. Beynim durduruyor kalbimi, elinde mızrakla:

''Dur!'' diyor. "Geçit yok yeni bir aşka! Sen her seferinde atlıyorsun ama bu kez olmaz. bu sevdayı dile getirmene izin veremem. Çok üzüleceksin gene. Koyu kırmızı kanayacaksın ve beni de vuracaksın geceleri. Tekrar uykusuz geceler istemiyorum. Yürek efendi! bu defa iyi düşün. Ama çok çok iyi düşün!''

Beynimin anlamadığı, anlayamadığı şey, kalbimin elinden bir şey gelemediğiydi. Beynim fermanlar verse de gönlüm ferman dinlemeyecekti. Ama beynime de hak vermiyor değilim. Onu nice çıkmaz yollara sürüklemiştim. Nice çöllerde susuz bırakmıştım. Dinlenmek istiyordu. Ya da en azından hasarsız bir aşk!

Bilmiyordu ki hasarsız aşk olmazdı. Aşk, yağışlı bir havada gerçekleşen bir trafik kazasıydı. Bu kazadan gönüllerin hasarsız çıkması mucizeydi. Şimdi oturup yaramaz çocuklar gibi yaralarımı saymayacağım. İstediğim yaralarımı sarıp yeni aşklara yelken açmak. İşte şu an düşündüğüm, bunun sen olabilme ihtimali. Hem korkuyorum, hem mutuyum... Hem üzgünüm hem inadına cesaretli... anlaşılan her zamanki gibi çokça kararsız...!

Gemim aylardır bir limanda bağlıydı. İskeledeki babaya bağlı duran halat çoktan yosun tutmuştu. Gemi de biliyordu uzak denizlere açılmayacağımı eskisi gibi. Ama beni bilmiyordu. Küllerimden doğma meraklısı oluşumu. İnadımı, deli cesaretimi, engin aşkımı... Sevdiğim zaman sonuna bakmadan gidişimi... Yıkılsam da bir çok defa yeniden sevebilme yetimi.. Gemi benim gemimdi ama beni bilmiyordu...!

Şu an limandaki iskeledeyim. Bembeyaz gemim sallanıyor karşımda. Miçolar bir hareketimi bekliyor yelkenleri açmak için. Bir hareketimle macera kaldığı yerden devam edebilir. Hava açık ve masmavi. Kara kışlar çoktan geçmiş. Çok sevdiğim martılar yarışıyor gök yüzünde ve bir çığlık ki sormayın. Gemideki mürettebatım bana bakıyor. Ben ise ufka. Denizci önsezilerimi yokluyorum. Görüyorum ki, yol uzun ve fırtınalarla dolu. Ama güzellikleri, heyecanı, aşkı da cabası. Sonra birden, aniden..

Atlıyorum gemiye. Kıyıdakiler arkamdan el sallıyor biliyorum. Bağırıyorum son ses: Yelkenler fora, sancak alabanda... vira bismillah... !

Emre C.

Dip Not: Bu yazı aynı anda:

http://mavigunce.blogspot.com ve http://blog.milliyet.com.tr/emco adreslerinde yayımlanmaktadır.


_____________________Devamını Okumak İçin Tıklayınız!_____________________ Ma.gnolia DiggIt! Del.icio.us Blinklist Yahoo Furl Technorati Spurl Reddit Google

Read more...

17 Ocak 2009 Cumartesi

Biz Büyüdük ve Kirlendi Dünya



Yıllarca "Büyükler herşeyin en doğrusunu bilir" masalıyla uyutulduk. Uyuya uyuya büyüdük. Bizler koca koca büyükler olduk. Hani deniyordu ya: bugünün çocukları, yarının büyükleri diye. Hah işte bizler onlarız. Ne 68 kuşağı gibi asiyiz, ne de 80 kuşağı gibi kayıplardayız. Dante gibi ortasındayız dünyanın. Hani o büyükler var ya, bizi beğenmiyorlardı biz büyürken, onların yaptıkları, daha doğrusu yıktıklarını, izliyoruz televizyonlarda günlerdir. Hiç bakmayın öyle şaşkın şaşkın. Biz yapmadık bunu. Sorumlusu sizlersiniz. Siz büyükler..

Büyüyünce anlayacaktık ama anlamıyoruz. Anlamayacağız. Savaşın neresini anlamamız gerekli? Günlerdir, hatta haftalardır televizyon izlemiyorum. İzleyemiyorum. Ne kadar izlemesem de, kulaklarımı kapasam da, orada, Filistin' de ağlayanların, inleyenlerin, feryat edenlerin sesleri gelmekte odama. Hani bazı aydınlar(!) vardı, özür falan diliyorlardı. Soykırım masalından ötürü... Ben izlemediğim için kaçırmış olabilirim. Ama acaba bir tanesi çıkıp da bir yerde konuştu mu, İsrail' in yaptıkları hakkında? Nasıl ki; Hrant Dink öldükten sonra, bizler Ermeniyiz, bizler Hrant'ız diye bağırmışlardı da, onlarca askerimiz şehit olduğunda hiç birisi bizler mehmetçiğiz, bizler Türk'üz diye bağırmamıştı. Gene aynı hesap. Soykırım mı demişti birileri? Alın size soykırımın daniskası. İsrail tüm dünyanın gözü önünde müslüman kardeşlerimizi katlediyor. Ha bunu onlar din kardeşimiz olduğu için de söylemiyorum. Sadece insan oldukları için sadece insan...

Konuyu değiştirelim. Siyasetle ilgili pek yazmıyorum. Yazamadığımdan. Ama o kadar garip, saçma işler dönüyor ki. Bir iki laf etmezsem çatlarım sanki. Bu ülkenin en güven duyduğu kurumlar arasında ordu en başta gelir. Sadece savaşçı millet oluşumuzdan değil; aynı zamanda ordunun gerçekten temiz oluşundandır bu güven. Türk halkı Engin Cezar'ın bir zamanlar dediği gibi "Kuru Kalabalık" gibi görünse de, doğru kararları verir çoğu zaman. Orduya güveni boşa değildir demek istiyorum lafın özü. Bunu farkeden "birileri" ya da bazı büyükler, nasıl bir oyun tezgahlamışsa başarılı olmuş gözüküyor. O güveni sarsmaya başladılar. Bundan bir kaç yıl önce bu kadar üst düzey generallerin göz altına alınacağı, hatta ve hatta terör örgütü kurmakla suçlanacağı söylense inanamazdık herhalde. Ama oldu. Nasıl oldu, niye oldu? Muamma..

Çizdiğim tablo berbat, farkındayım. Ama ben çizmedim bunu. Bazı büyükler çizdi. Hem de bundan yıllar yıllar önce. Şimdi tiyatro izler gibi izliyoruz. Ülkenin resmi kanalında, ne olduğu belli olmayan (güya haham) bir insan saatlerce konuşuyor. Ona buna laf atıyor, gerdan kırıyor. (Burada cinsel tercihine bir atıfta bulunmuyorum. Yanlış anlaşılmasın lütfen!) Aynı kanal, bütün operasyonları, diğer kanallardan saatler öncesinden yayınlıyor. Hem de yayıncılık ilkelerini göz ardı ederek...

Keşke elimde sihirli bir değnek olsa ve bütün kötülükleri tersine çevirsem. Dünya, büyürken dinlediğimiz masallardaki gibi değil. İyiler nadiren kazanıyor oysa. Yaşasın kötülük! Aklımda bir şarkı sözü dolanıyor günlerdir: "Biz büyüdük ve kirlendi dünya" Acaba zaten kirliydi de biz büyürken, daha doğrusu uyutulurken mi farketmemiştik. Sayın Hocamız, değerli Profesör Oktay Sinanoğlu' na göre uyanış başlamıştı. Acaba? Ama eğer bir uyanış varsa da bunun büyükler arasında olduğunu sanmıyorum. Biz dünün bebeleri farkediyoruz bazı şeyleri. Farketmek yetmiyor işte. Sesimizi soluğumuzu kesmişler. Usul usul dua ediyoruz anca. O hain savaşta ölenlere, kalanlara, içinde olanlara..Ülkemize, bugünlerine, yarınlarına,.. Gençlerimize, işsizlere, açlara, yoksullara,... Biz dünün çocukları bir dua ediyoruz.. yarınlarımıza...sizin olmayacağınızı umduğumuz, kirlenmemiş o yarınlarımıza...sizin gibiler olmasın da hep temiz kalsın diye. İşte böyle bir dua...işte böyle bir dünya...

Emre C.

Dip Not: Resim şu adresten alınmıştır: www.marmarahaber.net




_____________________Devamını Okumak İçin Tıklayınız!_____________________ Ma.gnolia DiggIt! Del.icio.us Blinklist Yahoo Furl Technorati Spurl Reddit Google

Read more...

İnterneti Verimli Kullanma Yolları

Bu yazı Twitter'ı Facebook'la karşılaştıranlar; interneti MSN, Youtube ve Facebook'tan ibaret görenler için yazılmıştır.

1- Tarayıcı versiyonunu yükselt

Öncellikle şunu açıklığa kavuşturalım: Internet Explorer tek internet tarayıcısı değildir. Firefox, Opera, Google Chrome, Safari diğer tarayıcılardan sadece bir kaçı ve muhtemelen hepsi Internet Explorer'dan çok daha kaliteli. Hepsi ücretsiz. İsimleri farklı renkte yazılı ya, üzerine tıklayarak bilgi alabilir ve bilgisayarınıza kurabilirsiniz (Not: Bu yazıda farklı renkte olan bütün yazılar, üzerine gelince parmak çıkan, sizi ilgili sayfaya yönlendirecektir. Gerçi çoğu sitede bu böyledir).

Tarayıcı versiyonunu öğrenmek için menüde Yardım -> Hakkında tıklaman yeterli. Şu an için
son sürümler: Internet Explorer 7, Firefox 3, Opera 9.6, Safari 3.2, Google Chrome (emin değilim ama) 1.0.154. Eğer tarayıcın son sürüm değilse, gerekli güncellemeleri yap. Böylelikle internet sitelerinde düzgün görünmeyen/hiç görünmeyen/çalışmayan bölümlerden kurtulabilirsin, sayfaların açılması daha kısa sürer, eklentilerle işlerini çok daha kolaylaştırabilirsin.

2- Güven ama temkini elden bırakma

İnternette gerçek adınızı kullanın. Siz kimliğinizi saklamazsanız, başkaları da saklamamaya başlar. Böylece internet daha kaliteli bir ortama dönüşebilir. Daha az kişi takma isimlerin ardına saklanır.

İnternetten alışverişe biraz daha ılımlı olun. Her gün yüzlerde Türk vatandaşı internetten alışveriş yapıyor. Hem daha ucuza mâl oluyor, hem de gez-dolaş-zaman kaybı çok az. Havale gibi seçenekler olsa da, genellikle kredi kartıyla alışveriş yapıldığı için limiti mümkün olduğunca düşük bir kredi kartını kullanmanız temkinlice olur.


3- Paylaş

Yazı mı yazıyorsun? Blogla, internet sitene koy, elektronik dergilerde yayımla... Resim mi yapıyorsun, fotoğraf mı çekiyorsun? DeviantArt, Flickr gibi yerlerde paylaş. Bu siteler gibi paylaşımların yapıldığı, aynı hobiyle/işle uğraşan kişilerin bir araya geldiği yerlerde paylaş, eleştiri al, kendini geliştir, eleştir...

Eserlerinin çalınmasından veya izinsiz kullanılmasından endişeleniyorsanız 'İnternette Eser Paylaşımı ve Telif Hakları' yazısı kafandaki bazı soru işaretlerini giderebilir.

4- RSS kullan

RSS, basitçe açıklarsak, bir sitedeki içeriklerin güncel bir şekilde en basit haliyle sunulmasıdır. RSS kullanarak görsellere/reklamlara takılmadan, birkaç sitenin içeriğini tek bir yerden takip edebilirsiniz. Bunun için RSS Reader'lar vardır. Ben Google Reader'ı kullanıyorum (Google hesabınızın olması yeterli).

Basıl işlediğine dair kendimden örnek vermek gerekirse, örneğin bloGastesi ve Hürriyet sitelerini Google Reader'dan takip etmek istiyorum. Öncelikle bu siteleri açtığımda, site adresini yazdığım yerde RSS ikonu (
) var mı diye bakıyorum. Varsa sitenin adresini (şu durumda http://blogastesi.blogspot.com/, işlemi ikinci tekrarlayışımızda ise http://www.hurriyet.com.tr/anasayfa/) Google Reader'daki 'Abonelik Ekle' butonuna basıp açılan yere yazıyorum ve 'Ekle' diyorum. Böylelikle o site izlediğim RSS'lere eklenmiş oluyor. Bazen RSS ikonu adres çubuğunda gözükmez; Google Reader'a sitenin adresini yazarsanız aynı isimdeki RSS'ler arasında arama yapar. Aradığınızı kolaylıkla bulabilirsiniz. Google Reader'ı özellikleri arasında beğendiğiniz yazıları başkalarıyla paylaşma, RSS'leri kategorilere ayırma, etitketleme gibi pek çok şey bulunuyor.

RSS kullanmanın yarattığı kolaylığı şöyle özetleyeyim: 660 farklı internet sitesinin yayınına aboneyim ve yeni eklenen içerikleri günde birkaç saatimi ayırarak bakabiliyorum. 660 sitenin her birini tek tek açıp takip ettiğimi düşünebiliyor musunuz? Nasıl bir zaman kaybı olurdu... 5 tane siteyi bu şekilde takip etseniz bile size zaman kazandıracaktır, emin olabilirsiniz.


5- Blogları oku, yenilikleri takip et

Şu an bu yazıyı okuduğunuz yer bir blog. Blog nedir? Köşe, internet günlüğü, not defteri, günlük... Blog, insanların her türlü şeyi yazabildiği, resim vb. paylaşabildiği bir sayfa. Kişiseli de var, profesyoneli de, konuya göre olanı da. Blogger, Wordpress ücretsiz blog hizmeti sağlayan yerler. Buralarda siz de yazmaya başlayabilirsiniz.

Yazmadan önce, okumanız daha sağlıklı olur tabii. Google Blog Arama sayfasından, ilgilendiğiniz konularda arama yaparak başlayabilirsiniz. Beğendiğiniz blogları RSS Reader'a eklemek onlarca blogu takip etmenizi kolaylaştırır.
Birkaç tane de teknolojiyle ilgili blogu takip edebilirsiniz. Twitter, Facebook benzeri yeni nesil (web 2.0) uygulamalar bu tür sitelerde tutulmaya başladığı anda yazı konusu olur zaten (aylar sonra yanlış bilgilerle öğrenmezsiniz hiç değilse).

Bloglarda beğendiğiniz yazılara yorum da yapabilirsiniz. Bu, blog yazarlarını daha çok yazmaya teşvik edecektir.

6- Sosyal imleme sitelerini kullan

İmleme ne demek? Hoşunuza giden sayfaları başkalarıyla paylaşmak. Paylaşılanlara bakıp puan vermek... Delicious, digg, Stumble Upon sosyal imleme sitelerinden bazıları. Türkçe versiyonları bulunuyor. Bkz. Buzla

6- Yeni nesil uygulamaları kullan

Yukarıda bahsettiğim delicious, digg, Stumble Upon, Buzla, Facebook, Twitter, Flickr, Google Reader... bunlar hep yeni nesil, yani statiklikten kurtulmuş, paylaşımın ön planda olduğu uygulamalar. Herkes kullanıyor diye kullanmak zorunda değilsiniz. Araştırın, ne işe yaradıklarını bilin, işinizi kolaylaştıracaksa neden siz de kullanmayasınız? Web 2.0 hakkında Vikipedi'den daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

7- Tekrar paylaş (FriendFeed)

Öyle bir yer olsun ki, internette yaptığınız her şey tek bir sayfada güncel olarak listelensin. İnternette bir şeyler üretme, paylaşma aşamasına geldiğiniz zaman FriendFeed yolu gözükmüştür. Facebook'tan tutun Stumble Upon'a kadar yaptığınız her şey tek bir adresten takip edilebilir, dahası siz de başkalarının yaptıklarını takip edebilirsiniz. Yakında Türkçe seçeneği de olacak. Nasıl bir şeye benziyor derseniz, FriendFeed sayfama bakabilirsiniz. Şu an için desteklediği siteler aşağıdaki gibi:

8/NOT: Google sadece arama motoru değil

Bunu da belirtmekte fayda var, çünkü pek çok kişi bilmiyor. Google'ın arama motoru, Youtube, Gmail dışında Google Reader gibi pek çok başka uygulaması var. Tüm listesine buradan ulaşabilirsiniz.

Şimdilik söyleyebileceklerim bunlar, yararlı olmuştur umarım. Aklınıza takılan, sormak istediğiniz herhangi bir şey olursa yorum kısmından sorabilirsiniz. Eklemek istediğiniz olursa da yazın lütfen.

_____________________Devamını Okumak İçin Tıklayınız!_____________________ Ma.gnolia DiggIt! Del.icio.us Blinklist Yahoo Furl Technorati Spurl Reddit Google

Read more...

İlham Veren Fotoğraflar 2


















_____________________Devamını Okumak İçin Tıklayınız!_____________________ Ma.gnolia DiggIt! Del.icio.us Blinklist Yahoo Furl Technorati Spurl Reddit Google

Read more...

“b l o G a s t e s i” A r s i v i

“b l o G a s t e s i” A n k e t l e r i

Sitemizi Nasıl Buldunuz ?

Aşağıdakilerden Hangisi Sizin Siyasi Görüşünüze En Yakın Olandır?

Kategoriler

Türkiye İç Siyaseti ve Tarihi

Türkiye Dış Siyaseti ve Tarihi

Dünya Siyaseti ve Tarihi

Yaşam / Yaşamsal Tarih

Düşündüren Kareler

Kültür / Sanat / Müzik

Edebiyat / Deneme / Şiir

Felsefe / Düşün Dünyası

Kategoriler

Bilim / Teknoloji / Bilgisayar

Sağlık / Doğa / Fen Bilimleri

Olay Yeri İnceleme

Spor

Mizah

Sayfamızı Firefox Veya Chrome İle Görüntülemenizi Tavsiye Ediyoruz

Sayfamızı Firefox Veya Chrome İle Görüntülemenizi Tavsiye Ediyoruz

Son bloGastesi Yazıları

Yazılara Yapılan Son Yorumlar

Bu sitenin bütün hakları mahfuzdur.

Bu sitede yayınlanan tüm yazınsal içerik ve fotoğraflar, telif hakkı sahibinden önceden yazılı izin almadan hiçbir şekilde

yayınlanamaz, kopyalanamaz, çoğaltılamaz, herhangi bir şekilde elektronik yolla gönderilemez.

Bu site Creative Commons Attribution - Noncommercial - No Derivative Works 3.0 Unported License' ı ve

CopyScape Web Site Content Copyrights Protection ile korunmaktadır.

   [bloGastesi.blogspot.com] © 2008 ® bloGastesi™

Sayfa Başına Çıkmak İçinTıklayınız